Takım olamayan yönetim ekibi

0

Posted on : 04-07-2010 | By : Çağdaş | In : İş Dünyası, Sportif

Bir yönetim ekibi düşünün. Yöneticilerden bir tanesi, yönetim kurulu üyeliğine ek olarak görev aldığı bir şubedeki yetkilerinin kısıtlanmasına içerliyor. Şube içerisinde yeni kurulan sistemin iyi işleyemeyeceğini düşünüyor ve bir süre sonra şubedeki görevinden istifa ediyor. Bu şubenin alacağı hiçbir kararın altında imzasının olmayacağını söylüyor. Bir anlamda olası başarısızlıklarda sorumlu ben değilim diyerek kendini garanti altına alıyor. Bu noktada istifasını yönetim kurulu başkanının masasına bırakıyor ve takip eden yönetim kuruluna da tatilde olacağı için katılamayacağını bildiriyor.

Bir insan neden istifasını masaya bırakır? Muhtemelen yönetim kurulu başkanıyla arasında soğuk bir savaş vardır ve kendisini muhatap almak istemez. Olası bir tartışmaya girmemek içinde istifasını takip eden toplantıda yer almama taktiğine gider.

Yönetim kurulu başkanı da bu gelişme üzerine ilgili yöneticinin yorulduğunu ve dinlenmesi gerektiğini söyler. Sorunun üzeri şimdilik kaydıyla kapatılır. Bu sırada yönetim ekibinin sorumlusu olduğu futbol takımı ise yeni bir sezona başlangıç arifesindedir. Başta teknik direktör ve futbolcular bu gelişmeleri dikkatlice izlemektedirler. Peki sizce yönetim bu krizi minimum zararla nasıl atlatır?

Harvard Business School’da üzerinde tartışılan vaka analizleri (case study) gibi bir yazı oldu değil mi? Esasında bu durum bir futbol takımını yöneten ama kendi içinde takım olamayan bir yönetim ekibinin ironik bir hikayesi. Yeni sezona yarın başlayacak Galatasaray’da yaşanan yönetim zafiyetinin fotoğrafı…

Takım olabilen ekip yaratmak günümüz dünyasında çok önemli bir meziyet ve bu meziyete herkes sahip olamıyor. Egosantrik ve “Ben dedim oldu” yönetim anlayışını tercih ederek ancak günü kurtarabilirsiniz. Zaten çoğu organizasyonun da yaptığı budur.

Ama iyi bir takım oluşturursanız sürdürülebilir başarının gelmesi kaçınılmaz olur. UEFA ve Süper Kupa’yı Türkiye’ye getirmiş Galatasaray’ımızın bu durumlara düşmesini üzüntüyle karşılıyorum. Geçen 10 sene zarfında bu başarıların tekrar etmemesinin sebebini antrenör ve futbolculardan önce yönetimlere bağlamak lazım. Her yönetim kurumsal olmaktan bahsetti ama Galatasaray Spor Kulübü’ne profesyonel futbol yönetimi getirebilen olmadı. Kendisini tanımasam da bu bağlamda Adnan Sezgin’in de iyi bir futbol yöneticisi olduğuna kesinlikle inanmıyorum.

Özetle takım olabildiği ölçüde bir yönetim başarılıdır. Bu takımı yöneten başkanda, orkestra şefi gibi, harmoniyi sağlamak ve takım ruhunu canlı tutmakla yükümlüdür. Galatasaray’da orkestra şefi ilk bölümü iyi yönetemedi, arada çatlak sesler duyduk. Umarım ikinci bölümü ahenkle yönetir de dinleyiciler biraz zevk alır.