Balkan Macerası – Dubrovnik 2.Bölüm

0

Posted on : 30-08-2010 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler

Bir önceki yazımda Dubrovnik’le ilgili tavsiyelerimin ilk bölümünü paylaşmıştım.

Bu bölümde konaklama ve Dubrovnik’in tarihi yerleriyle ilgili tavsiyelerimi paylaşmak istiyorum.

Öncelikle konaklama konusunda amacınızı belirleyerek otel belirlemenizi tavsiye ediyorum. Dubrovnik’e gitmişken otele çok para harcamak istemiyorum, paramı farklı yerlere harcarım diyorsanız Lapad bölgesinde uygun bütçeli oteller bulabilirsiniz. Bu bölgede her otelin önünde plaj var ve denize girebilirsiniz. Bu noktada şezlong ve şemsiye isterseniz ek ücret ödüyorsunuz. Buradan geçen otobüs hattı sizi 10 dakika gibi bir sürede Old City’e götürüyor. Bilet ücreti tek yön 8 Kuna. Aldığınız biletle 1 saat içerisinde sınırsız sayıda otobüse binebiliyorsunuz.
(Bu sırada Dubrovnik’in para birim Kuna. 1 Euro’da 7 Kuna’ya denk geliyor. )

Eğer iyi bir otelde kalmak ve otelin imkanlarından faydalanmak istiyorsanız Türkiye’den gelen turların konaklama yaptığı Rixos Libertas Dubrovnik veya Radisson Blu Resort otelinde kalabilirsiniz. Bu otellerde her tür konforu bulacaksınız ancak bu oteller Old City bölgesine çok yakın değiller. Radisson’un şehir merkezine özel ring seferi yapan otobüsleri olduğunu gördüm. Bunun dışında favori otelim Old City’nin hemen dışındaki Hilton Imperial Dubrovnik. :)

Old City bölgesinde birçok tarihi binayı görme şansınız olduğunu söylemiştim. Bu noktada önerim önce genel bir tur yapıp aralarından seçeceklerinizi ziyaret etmeniz yönünde. Old City çok fazla büyük olmadığından tüm tarihi yerleri tek seferde görebilirsiniz. Benim önerilerim hemen girişte yer alan Napolili mimar Onofrio Della Cava tarafından yapılmış Onofrio Çeşmesi, Stradun’un hemen sonunda yer alan saat kulesi Luza, yine İtalyan mimari izlerini görebileceğiniz Sponza Palace ve Rector’s Palace. Old City’nin hemen girişindeki Avrupa’nın en eski eczanesinin önünde resim çektirebilirsiniz.

Bu sırada ilginç bir not. 1463 yılında Osmanlılar Dubrovnik’i kuşatmış. O zamanlar Dubrovnik aynı Venedik gibi bir şehir devleti. Şehir meclisi Osmanlılara “Güçlünün zayıfa saldırması adil değildir. Biz size her sene şehrimizi korumanız için para veriyoruz ama siz bizi kuşatıyorsunuz.” diyerek mesaj göndermiş. Bunun üzerine kuşatma kaldırılmış. Buna karşılık Sponza Palace’ın hemen üstüne Osmanlı kavuğunu andıran figürler yapılmış ve şehre davet edilen Osmanlı Heyeti’ne gösterilmiş. Bu sembolleri halen görebilirsiniz. Hani her yerde bir Türk veya Türk iziyle karşılaşırsınız derler ya gerçekten çok doğru :)

Yaz aylarında şehir gerçekten sıcak oluyor ancak İstanbul’daki gibi aşırı bir nem hissetmiyorsunuz. Tarihe biraz daha meraklıysanız şehir surlarına da çıkmanızı önerebilirim. Biz sıcaklarında etkisiyle bunu yapmadık, yapacak olanların akşamüstü yapması daha iyi olabilir. Surlara saat 19.00’a kadar çıkabiliyorsunuz.

Dubrovnik’e gitmişken hemen çok yakınındaki Lokrum Adası’na da gittik. Lokrum’un etrafı kayalıklarla çevrili ve buralardan denize giriyorsunuz. Biz adada önce deniz sularının oluşturduğu Dead Sea isimli göle gittik. Burada yüzmek gerçekten çok keyifliydi. Hemen arkasından buraya çok yakın bir bölgeden denize girdik. Dead Sea’nin hemen yakınında palmiye ağaçlarının ve çimenlerin üstünde şezlonglar var. Burada dinlenip sadece 50 m. yakınından denize rahatlıkla girebilirsiniz. Adada her yerde tavus kuşları geziyor, bir anda kendinizi farklı bir ortamda hissediyorsunuz :) Yalnız adada yemek yiyebileceğiniz 2 yer var. Bir tanesi iskeleye çok yakın olan bir cafe diğeri ise servis kalitesi inanılmaz kötü olan bir restoran. Bu yüzden karnınızı doyurarak gitmeniz daha iyi olur. Lokrum’da tüm gün geçirmek yerine sabah erken bir saatte gidip öğleden sonra geri dönerseniz zamanı iyi değerlendirmiş olursunuz. Bu süre içerisinde acıkacağınız için bizim yaptığımız gibi Kamenice’ye giderek sıra beklemeden rahatlıkla yemek yiyebilirsiniz. :)

Malum önümüzde Şeker Bayramı ve 29 Ekim tatilleri var. Vizesiz olarak kısa bir uçak yolculuğuyla Dubrovnik’e giderek farklı bir ülke ve şehir görmüş olabilirsiniz. Şehir çok fazla büyük olmadığı için 4 gece 5 gün bir konaklama fazlasıyla yeterli olacaktır.

Balkan maceramızın Hırvatistan bölümü burada bitmiyor. Takip eden yazılarımda Hvar ve Zagrep yorumlarımı ve komşu ülke Karadağ’ı anlatacağım.

Herkese iyi tatiller :)

Post a comment