Balkan Macerası – Mostar

0

Posted on : 25-08-2010 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler

Saraybosna’dan başlayan gezimizin bir sonraki durağı yaklaşık 2.5 saatlik bir yolculuk sonunda ulaştığımız Mostar’dı.

Şehre geldikten sonra öncelikle tek gece konaklayacağımız, aynı zamanda müze olan Müslibegoviç Otel’e yerleştik. Otele yerleştikten sonra hemen yürüyüş mesafesindeki Mostar Köprüsü’ne doğru gitmeye ve şehri keşfetmeye başladık.

Mostar hakkındaki genel izlenimler

Mostar Köprüsü’ne doğru giderken binaların bazılarında Saraybosna’da olduğu gibi kurşun izleri vardı. Bir dönem Boşnak, Hırvat ve Sırplar bu şehirde bir arada yaşıyorlarmış. Savaştan sonra Sırplar bölgeyi terk etmiş. Şu anda Mostar Köprüsü’nün bir tarafında Boşnaklar, diğer tarafında ise Hırvatlar yaşıyor.

Şehrin dingin havası Mostar Köprüsü’ne gelmenizle beraber yerini hareketliliğe bırakıyor. Özellikle Mostar Köprüsü -yerel adıyla Stari Most- gece görüntüsüyle kesinlikle büyüleyici bir etkiye sahip. Bilinenin aksine bu köprü, Mimar Sinan tarafından değil kendi öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından yapılmış. Her ne kadar savaş sırasında önce Sırplar sonra da Hırvatlar tarafından bombalanmış olsa da Türkiye’nin de katkılarıyla yeniden restore edilmiş ve şehrin halklarını sembolik anlamda yeniden bir araya getirmiş. Köprünün her iki yanı restoran, hediyelik eşya dükkanları, barlar ile dolu. Biz akşam Mostar’a varmıştık ve bu bölgede adım atacak yer yoktu desem abartmış olmam.

Mostar’da neler yaptık?

Neretva Nehri’nin iki yakasını birleştiren Mostar Köprüsü’nü hem gece hem de gündüz gördük ve bol bol resmini çektik. Özellikle köprünün yer aldığı Stari Grad bölgesi, taştan yollarıyla adeta bir film stüdyosundan çıkmış gibi. Buralarda Mostar’ı hatırlatacak çok güzel hediyelik eşyalar bulabilirsiniz.

Akşam yemeğimizi otel sahibinin tavsiyesi üzerine Şadırvan Restoran’da yedik. Benim gibi yemek yemeyi seven biri için yemekler gerçekten çok lezzetliydi. Özellikle dolmaya bayıldım. Normalde dolma yemesem aklıma gelmez ama Boşnak dolmaları kesinlikle harikaydı. Yemek sonrası kahve sunumu ise yemek deneyimimizi renklendirdi.


Mostar’a gideceklere tavsiyelerim

Öncelikle Mostar’ı 1 gün içerisinde rahatlıkla gezebilirsiniz. Konaklama olarak kaldığımız Müslibegoviç Otel’i kesinlikle öneririm. Eski Türk filmlerinde gördüğümüz tarzda tarihi bir konaktan müzeye ve butik otele çevrilmiş bir bina. İçeriye girerken ayakkabılarınızı çıkartıyorsunuz ve tamamen geleneksel şekilde döşenmiş odalara geçiyorsunuz. 2. ve 3. katlarda çok geniş divanların olduğu bölümler var. Bu katlarda aynı zamanda Müslibegoviç ailesinin kullandığı ve ziyarete açık müze bölümlerini bulabilirsiniz. Otel personeli gerçekten çok ilgili ve tüm otelde kalanlara müzeyi gezdiriyorlar. (Not: Otel Expedia’nın Insiders’ Select 2010 listesinde de yer alıyor.) Özellikle çiftlere önerim 3.kattaki Pasha Suite’de kalmaları.

Otelle ilgili tek eleştirim kahvaltı servisiyle ilgili. Açıkçası ben bu tarz bir otelde daha geleneksel bir kahvaltı beklemiştim (mesela Boşnak böreği vs… olan) ama standart bir kahvaltı ikramı vardı. Her şeye rağmen Mostar Köprüsü’ne yakınlığı ve tarihi dokusuyla kalmanızı öneririm.

Mostar Köprüsü etrafında çok sayıda restoran göreceksiniz ancak biraz da Türk tadına yakın yemek isterseniz Şadırvan’ı önerebilirim. Bu noktada akşam gittiğimizde sırada beklediğimizi hatırlatayım. Eleştirel bir notum da Boşnakların servis mantığıyla ilgili. Biz toplamda 6 kişilik bir gruptuk. Sırada masa boşalmasını beklerken 6 kişilik başka bir masada yemek yiyen 2 kişinin kalkmasını bekledik. Bu sırada 2 kişilik başka masalar boştu. Bizi büyük masaya alıp diğer grubu küçük masaya kaydırmayı düşünmediler.

Bu sırada Koski Mehmet Bey Camii’ni özellikle fotoğraf çekmek isteyenler için öneririm. Köprüye çok yakın ve doğrudan karşıdan köprüyü görebiliyorsanız. Biz ayrıca Türk Evi’ne de gittik ancak dışarından bakıldığında kaldığımız otelden pek farklı gözükmüyordu o yüzden içine girmedik.

Mostar’dan sonra Dubrovnik’e giderken yol üzerinde 2 noktada durduk. Bir tanesi Buna nehri kıyısındaki Blagaj’dı. Buranın özelliği nehrin tam kenarında bir Mevlevi Tekkesi olması. Tekke, lokasyon olarak gerçekten ilginç bir yere yapılmış. Hemen yanında içine botla girebileceğiniz bir mağara var. Tekkeye inen yol üzerinde nehir kenarı boyunca alabalık restoranları bulacaksınız.

Buradan sonraki durağımız ise çok şirin bir Osmanlı Köyü olan Pocitelj’di. Daha köyün girişinde taze meyva ve kuruyemiş satan ve sizinle Türkçe konuşan kişileri görünce bir yandan şaşırıyor bir yandan da seviniyorsunuz. Burada ev yemekleri yapan bir restoranda kalan son 2 porsiyon Boşnak Böreği’ni yemiştik. Gezi boyunca tartışmasız yediğimiz en güzel börekti. Restoran sahibi her ne kadar İngilizce bilmese de kendisiyle bir şekilde anlaşabildik. Özellikle buradaki kaleye çıkarak manzarayı izlemenizi öneririm. Zaman kısıtım var ve Mostar’dan sonra sadece tek bir yere uğrayabiliyorum derseniz tercihiniz bence Pocitelj olsun.

Pocitelj’de yemeğimizi yedikten ve kaleye tırmandıktan sonra meyva ve kuruyemişlerimizi alarak yollara düştük. İstikametimiz ise Adriyatik’in incisi Dubrovnik’ti…

Post a comment