L’Avventura Italia – Floransa

0

Posted on : 14-12-2010 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler

İtalya maceramızda sıradaki durağımız Rönesans’ın doğduğu yer olan Floransa

Her yanı tarih olan, Rönesans’ın doğduğu böylesine güzel bir kenti anlatmaya nereden başlasam inanın pek bilemedim. Bu yüzden gözlerimi bir an için kapatıp kendimi Michelangelo Tepesi’nden Floransa’ya bakarken hayal ettim…

Ne olursa olsun Floransa’ya gelirseniz ilk önce bu tepeye çıkmanızı öneriyorum. Orijinali şehir merkezindeki Accademia’da olan Michelangelo’nun ünlü David heykelinin bir kopyasını görebileceğiniz bu tepeden manzaraya şöyle bir bakın. Rönesans rüzgarlarının hala estiğini muhtemelen hissedeceksiniz.

Şehre akşamüstü varmamızın ardından Arno Nehri kıyısından Ponte Vecchio köprüsüne doğru yürüyerek nehir kenarını keşfettik. Buradan Uffizi Gallery’nin avlusundan yürüyerek Piazza della Signoria’ya ve sonrasında Basilica di Santa Maria del Fiore’nin olduğu Katedral Meydanına geldik. Kısa bir Floransa turundan sonra akşam yemeğinde meşhur Floransa Bifteği’ni (Bistecca alla Fiorentina) yerken burada geçireceğimiz 1 tam günlük süre içinde neler yapacağımızı düşündük.

Floransa Katedrali (Basilica di Santa Maria del Fiore): Çiçeklerin Meryem Anası da denilen katedral, Rönesans’ın ilk mimari örneklerinden. İtalyan bayrağı rengindeki dış cephesi ve muazzam kubbesiyle kesinlikle gezilmesi gereken bir yer. Özellikle La Sagrada Familia’yı andıran dar ve sarmal bir merdivenle çıkılan kubbesinden Floransa manzarasını izlemek son derece keyifli. Tavan süslemelerini ve girişin sol tarafında yer alan “Dante ve Kitabı” isimli resmi görmeden çıkmayın.

Bu sırada katedralin kubbesine çıktıysanız hemen karşısında yer alan çan kulesi Campanile’ye çıkmanıza bence gerek olmayacaktır.

Vaftizhane (Battistero di San Giovanni): Katedralin hemen karşısında yer alan Vaftizhane sekizgen bir yapıya sahip. Güney bölümünde yer alan Giotto’nun altın kaplamalı “Cennet Kapısı” kabartması insanı kendine hayran bırakıyor. Unutmadan dışarıda yer alan bu kabartma bir replika. Orijinali içerideki müzede yer alıyor. Çok büyük bir yer olmadığı için hızlıca gezebilirsiniz.

Uffizi Gallery: Floransa’ya gelip sanatın içerisine girmemek olmaz. Palazzo Vecchio’nun girişine şöyle bir göz attıktan sonra esas tercihimizi Uffizi Gallery’den kullandık. Her ne kadar “İnternetten bilet almak gerekir.”, “Çok sıra oluyor.” gibi argümanları duymuş olsak da şaşırtıcı bir şekilde hiç sıra beklemeden sergiye girdik. Öğleden sonra saatlerinde yoğunluğun azaldığını belirteyim.

En üst katta Osmanlı Padişahlarının tablolarını görmek ilginç bir deneyim olurken, Botticelli’nin “Venüs’ün Doğuşu” eserini ve halen devam eden Caravaggio sergisini mutlaka görmenizi öneriyorum. Bu sırada serginin içinde resim ve video çekilmesine izin verilmiyor. Ancak en üst katın köşesinden çok güzel bir Ponte Vecchio manzarası var. Bu bölümde fotoğraf çekmeye izin var, bilginiz olsun. :)

Ponte Vecchio köprüsünden son bir kere daha geçerek köprü manzarası eşliğinde akşam yemeğimizi yiyerek günü tamamladık…

Floransa çok büyük bir şehir olmadığı için 1 gün içerisinde büyük çoğunluğunu gezmiş olduk. Yolumuz buraya bir kere daha düşerse diye Academia ve Palazzo Vecchio’yu tekrar görülecekler listesine şimdiden ekledim. :)

Şaraplarımızı içerken İtalyan Maceramızın son durağı olan Venedik’i düşünmeye başlamıştık bile…

…Çağdaş’ın objektifinden bazı kareler…

Post a comment