I Amsterdam – Bölüm 2

1

Posted on : 02-02-2011 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler

Amsterdam yazımın ilk bölümünü sizlerle paylaşmıştım.

“48 saatte Amsterdam” konseptinde Amsterdam’da gezmeye nereden başlayabileceğinizi, hangi müzelere gidebileceğinizi ve müzelerden sonra ziyaret edebileceğiniz diğer alternatifleri kendi bakış açımla yorumlamıştım.

“Nerede kalmıştık?” diyerek, yine aynı konsept içinde, bu sefer farklı sorulara yanıt vermeye çalışacağım. :) Hadi başlayalım. :)

Amsterdam’da ikinci gün neler yapalım?

İlk gün belli başlı yerleri gördükten, ikinci gününüzü Amsterdam hayatını deneyimlemeye ayırabilirsiniz.

Güne Bloemenmarkt’ta taze çiçek kokuları içinde “Merhaba” diyerek başlamanız kesinlikle pozitif bir gün geçirmenizi sağlayacaktır. :) Buradaki çiçek pazarından dünyanın hemen hemen her bölgesine ciddi miktarda lale ihracatı yapılıyor. Hollandalıların lale ile tanışmalarının Osmanlı tarafından gönderilen lale soğanlarına dayandığına dair bir hikaye var. Doğruluğu nedir tartışılabilir ama buraya kadar gelmişken Hollanda ayakkabısı içinde lale soğanlarından oluşan minik hediye paketlerini alarak yakınlarınıza sürpriz yapabilirsiniz. :)

Bloemenmarkt’tan sonra Kalverstraat üzerinde yürüyerek alışveriş yapabilirsiniz. Bu cadde üzerinde her zevke hitap eden mağazalar bulmak mümkün. Hatta birkaç tane H&M görürseniz şaşırmayın. (NOT: Amsterdam’da adım başı H&M gördük desem abartmış olmam. H&M sevenler için kaçırılmaz bir fırsat :) ) Eğer burada yemek molası vermek isterseniz Kalverstraat’ın hemen ortalarındaki Rozenboomsteeg sokağı üzerindeki “De Rozenboom” listenizde olsun. Küçük ve sevimli bir ambiyansa sahip, Hollanda mutfağı ağırlıklı bir restoran. Eğer şöyle güzel bir Arjantin bifteği yemek isterseniz, Rancho’ya da gidebilirsiniz. Özellikle Chimichurri sos inanılmaz lezzetli. Denemeden geçmeyin derim. :)

Anne Frank’ın evinin yer aldığı Jordaan bölgesi, Amsterdam’ın yükselen yıldızlarından. Kalverstraat sonrası buradaki kanallar boyunca yer alan köprülerden geçerek gezebilirsiniz. Yorulduğunuzda bir kahve molası vermek isterseniz çok güzel mekanlar, sanat merakınız varsa değişik sanat galerilerini rahatlıkla bulabilirsiniz.

“Alışverişe çıktığımda Hugo Boss veya Armani almazsam içim rahat etmez.”
diyorsanız Rijksmuseum ile Vondelpark arasında yer alan Pieter Cornelis Hooft Straat ve Jan Luijkenstraat caddelerine uğramanızı şiddetle öneririm. :)

Amsterdam’a gelmişken adet olduğu üzere Red Light District’e uğramadan dönmek olmaz. Günün her saati canlı olan bu bölgeyi tercihen öğleden sonra saatlerinde gezmeniz daha iyi olabilir. Bu sırada Amsterdam Belediye Meclisi aldığı bir kararla bu bölgeyi sanat bölgesi haline getirmeye karar vermiş. Açıkçası farklı bir yönüyle ön plana çıkmış ve bu amaçla ciddi turist çeken Red Light District’in kapatılması Amsterdam’ın turizm potansiyelini etkileyebilir.

Akşam saatleri geldiğinde yemek için mutlaka Leidseplein’a gidin. Burada her bütçeye uygun, farklı dünya mutfaklarını sunan restoranlar var. Uygun bütçeli bir alternatif ararsanız Meksika restoranı Chicano’s, bütçe sınırım yok derseniz Little Buddha tercih edilebilir.

Gecenin finalini Rembrandtplein’de yapabilirsiniz. Burada bulunan, DJ Tiesto’nun meşhur olduğu Escape isimli disko, genelde turistlerin tercih ettiği bir mekan. Cumartesi akşamı açılış öncesi dışarıda hatırı sayılır bir sıra vardı. Bu noktada önerim, Escape’in hemen yanında, güzel müzik dinleyip keyifle Heineken içebileceğiniz bir pub olan Three Sisters.

Son olarak Amsterdam’da nerede kalalım?

Dam Square’de yer alan Swissotel Amsterdam’da kalmanızı öneririm. Otel, Amsterdam’ın merkezinde, ana tren istasyonuna yürüyerek 5 dakika mesafede. Odaların konforu dışında, otelden bisiklet kiralayabiliyor, müzeler için bilet alabiliyorsunuz. Şehrin farklı noktalarına gitmek isterseniz otelin hemen önünde tramvay istasyonu da var. Tam anlamıyla bir şehir merkezi oteli.

Avrupa’nın güzel şehirlerinden Amsterdam’da 48 saat içinde yapabileceklerinizi özetlemeye çalıştım. Eğer süreniz biraz daha uzunsa yakın mesafedeki Rotterdam,Volendam,Den Haag ve Madurodam‘ı da görülecek yerler listenize ekleyin. Ayrıca günü birlik olarak Belçika’ya da geçmenizi öneririm. (Özellikle Antwerp)

Şimdiden herkese iyi tatiller, keyifli seyahatlar :)

Comments (1)

[...] Eşimle beraber 2011 yılındaki gezi maceralarımıza Kuzey’in Venedik’i Amsterdam ile başlamıştık. Hatta gezi sonrası yazılarımı iki bölüm halinde sizinle paylaşmıştım. (I Amsterdam – Bölüm 1 ve I Amsterdam – Bölüm 2) [...]

Post a comment