Bayram Coşkusu

0

Posted on : 05-11-2011 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler, Havadan Sudan

Ekim ayı,saatleri 1 saat geri almamıza rağmen, çok hızlı bir şekilde geçti.

İş ve yaşam koşturması içinde Kasım ayına geldik. Bayram coşkusuyla beraber yılın son molasını alıyoruz.

Öncelikle herkesin bayramını kutluyorum, her geçen gününüz bayram coşkusu içinde geçsin :)

Hazır son molayı almışken dinlenmek hepimizin hakkı öyle değil mi?

Ben müsadenizle elimde kitabım, iPhone’umda müziklerimle beraber birkaç günlüğüne buraları sizlere emanet ediyorum.

Dönüşte 2012 yılına doğru geri saymaya başlayacağız. :)



(Görsel, Stock.XCHNG sitesinden alınmıştır.)

Esto es Madrid – Gezi Notları

8

Posted on : 09-08-2011 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler

Malum yaz tatilinden geçtiğimiz günlerde döndüm.

2009 yılındaki Barcelona maceramız sonrası bu sefer, Madrid’den başlayarak Endülüs bölgesini keşfetmek üzere İspanya’ya doğru tekrar yola çıktık.

Madrid Barajas havaalanına ayak basmamızı takiben yaklaşık 2 günlük bir süreyi geçirdiğimiz Madrid’de neler yaptığımıza gelin hep beraber bakalım.

İLK İZLENİMLER?

Barcelona’yı İstanbul’a benzetirsek Madrid kesinlikle Ankara. Çok büyük bir şehir olmadığı gibi, devlet kurumlarının bulunmasının getirdiği bürokratik havayı hissediyorsunuz. Barcelona ne kadar canlı bir şehirse, Madrid bir o kadar sakin bir yapıya sahip. Hatta siesta zamanlarında (14.00 – 18.00) sokaklarda – hatta ana meydanlarda – insan görememek gerçekten ilginç. Bu noktada Madrid’i yaşamanın en güzel yolu, hiç acele etmeden şehrin dingin akışına kendinizi bırakmanız. :)

NEREDE KALMAK GEREKİR?

Konaklama konusu tamamen bütçeye bağlı olmakla beraber, biz şehrin ana caddelerinden Gran Via üzerinde bir otelde kaldık. Bu sayede merkezdeki birçok yere yürüyerek ulaştık. Bunun yanı sıra şehirde geniş bir metro ağı var, dış bölgelerde de kalmayı tercih edebilirsiniz

NERELERİ GEZELİM?

Madrid’i ilk başta yürüyerek keşfetmenizi öneririm. Bu noktada Puerta del Sol meydanından başlamak iyi bir seçim olabilir. Bu meydanda yer alan Madrid’in resmi sembolü El Oso y el Madroño (Ayı ve Çilek Ağacı) heykelini görüp fotoğraf çektirebilirsiniz.

Buradan rotanızı, birkaç dakikalık yürüyüş mesafesindeki, şehrin ana meydanı Plaza Mayor’a çevirebilirsiniz. Şehrin önemli turistik meydanlarından biri olduğundan burada çeşitli kafe, restoran veya hediyelik eşya dükkanı bulacaksınız.

Plaza Mayor’dan sonra hemen yanında yer alan, şehrin en eski çarşılarından olan Mercado de San Miguel’e uğramadan geçmeyin. Buradaki dükkanlarda meyve, deniz ürünü, şarküteri, tapas, şarap bulabileceğiniz gibi, dükkanlardan aldığınız ürünleri hemen çarşının ortasında yer alan barlarda oturup yiyebilirsiniz.

Bir sonraki durağınız, halen İspanya Kralı’nın resmi görüşmeler için kullandığı Palacio Real ve yanındaki Catedral de la Almudena olabilir. Açıkçası zaman kısıtınız varsa bu iki yerin önünde resim çektirerek devam etmenizi öneriyorum.

Bu kadar yürüyüşün ardından, Madrid’in en işlek meydanlarından Plaza de Espana’ya giderek, Madrid’liler gibi çimenler üzerinde dinlenebilir, kurulan stantlardaki hediyelik eşyalardan alabilir ve Cervantes heykelinin önünde Don Kişot ve Sancho Panza ile resim çektirebilirsiniz. :)

PEKİ MÜZELER?

Madrid, müzeler ve içinde bulunan sanat eserleri açısından son derece zengin bir şehir. Başlıca müzelerine her yıl milyonlarca turistin geldiğini düşünürsek müzeleri gezmeden olmaz.

Bu noktada biz müzeleri Pazar günü gezme şansını yakaladık. Eğer Madrid seyahatiniz hafta sonu günlerine denk geliyorsa, müze ziyaretlerini Pazar gününe bırakın. Madrid’in en önemli müzelerinden biri olan Museo del Prado’ya Pazar günleri 17.00 – 20.00 arası, Centro de Arte Reina Sofia’ya tüm gün boyunca ücretsiz girebiliyorsunuz.

Centro de Arte Reina Sofia’nın üst katları tamamen modern sanat üzerine ayrılmış. Ama giriş katlarında Salvador Dali ve Picasso’nun eserlerini görebilirsiniz. Bu müzeye gelmişken Picasso’nun meşhur Guernica’sını görmeden çıkmayın.

Museo del Prado’da ise Dürer, Velazquez, El Greco gibi resimlerin başyapıtlarını göreceksiniz. Benim favorilerim Picasso’nun da yorumladığı Velazquez’in ünlü “Las Meninas” tablosu, Jose de Ribera’nın “Jacob’s Dream” tablosu ve Satürn’ün kendi oğlunu öldürmesini tasvir eden Rubens’in tablosu. Bu müzede rahatlıkla 2 saat ve üzerinde zaman geçirebilirseniz, son derece büyük bir müze.

Her ne kadar biz gidememiş olsak da, bu listeye Museo Thyssen’i de ekleyebilirsiniz.

BAŞKA ALTERNATİFLER?

Pazar günü Madrid’de büyük bir bit pazarı açılıyor. İsmi El Rastro. Şiddetle tavsiye edeceğim bir Pazar olmasa da alternatif arayanlar değerlendirmeyi düşünebilir. Ancak bu pazarı gezerken Plaza Mayor’a yakın bir mevkide Caramelos Paco isimli şekerciye mutlaka uğramanızı ve farklı şekerlemeleri tatmanızı öneririm. :)

İspanya denilince akla tabiki tapas gelir. İspanya’nın güneyine inmeye başladıkça tapaslarda deniz ürünleri çeşitliliği artıyor. Plaza de Santa Ana’da tapas yiyebileceğiniz ve dünyanın farklı bölgelerinden bira içebileceğiniz restoranlar var. Mercado de San Miguel’in hemen yanından aşağı inen sokakta da farklı restoran alternatifleri mevcut.

Futbolseverler için Santiago Bernabéu stadını görmek etkileyici olabilir. :)

Boğa Güreşi konusunda bazı bilgi paylaşımlarım olacak. Ancak onları boğa güreşinin memleketi diyebileceğimiz Sevilla yazıma saklıyorum. :)

GENEL YORUM?

Madrid çok fazla büyük bir şehir değil. 2 günlük bir süre içerisinde bile birçok yerini gezme şansınız oluyor. Barcelona’yı görenlerin çok büyük beklentilerle gitmemesini naçizane olarak öneririm. Bunun dışında maksimum 3 günlük bir süre Madrid için fazlasıyla yeterli olacaktır.

Avrupa’nın belli başlı şehirleri vardır, defalarca gitseniz sıkılmazsınız. Bence Madrid bu kategoriye giren bir şehir değil. Ama yine de İspanya’ya gidiyorsanız görülecek şehirler listesinde olmalı.

Bu noktada Madrid’e gitmeyi düşünen ve bu yazıma yorum yapan ilk 5 kişiye Madrid haritası vereceğim. :)

Keyifli seyahatler :)

(..Çağdaş’ın objektifinden kareler..)

Keşiflere devam…

0

Posted on : 02-08-2011 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler

1 haftalık tatilimizi bitirerek, normal yaşantımıza geri döndük.

“Tatilin nasıl geçti?” diye soranlar için gerçekten keyifli bir tatil geçirdiğimizi söylemem lazım.

Yeni yerleri, kültürleri keşfettiğimiz tatilimizde bu sefer, İspanya’nın güneyine Endülüs‘e indik.

Madrid’den başlayarak sırasıyla Toledo, Jaen, Granada, Cordoba ve Sevilla rotasını izledik.

Takip edecek yazılarımda her şehir için detaylara ineceğim ama İspanya’nın bu bölgesinin, Barcelona ve çevresinden çok farklı olduğunu söylemem lazım. (Mesela Barcelona’yı İstanbul’a benzetirsek, Madrid kesinlikle Ankara.)

Ayrıca siesta kavramını da bu bölgede fazlasıyla gözlemliyorsunuz. :)

Her tatil yazısı sonrası olduğu gibi bu noktada kendimize şunu soralım:

Bir sonraki tatilde ne yapıyoruz? :)

Keşiflerden söz etmişken, yazımı büyük kaşif Kristof Kolomb‘un Sevilla Katedrali’nde bulunan mezarında çektirdiğim fotoğrafla bitirmek isterim.

Beni izlemeye devam edin :)

Tatil gelir, hoş gelir…

0

Posted on : 21-07-2011 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler

“Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler…”

Ünlü şair Pablo Neruda “Yavaşça ölür onlar” şiirine yukarıdaki dizeyle başlar.

Seyahat eden ve farklı dünyaları keşfeden insan kesinlikle daha da özgürleştiğini hisseder. Bu özgürlük kişiye dinamizm ve yaşam enerjisi getirir.

Ben de bu noktadan hareketle, her tatil fırsatında seyahat etmeye çalışırım.

Hazır yaz ayları gelmişken, yine bir tatil arası vereyim dedim. Malum daha gezilecek, görülecek çok yerler var. :)

Dönüşte yine yeni paylaşımlarla görüşmek üzere derken hepinize “İyi Tatiller” diliyorum. :)

Sevgiler…


(Görseller, Stock.XCHNG sitesinden alınmıştır.)

Bayramoğlu ve Hayvanat Bahçesi Macerası

0

Posted on : 17-07-2011 | By : Çağdaş | In : Ailem, Geziler & Keşifler

Bayramoğlu‘nun çocukluk anılarımda önemli bir yeri vardır.

Okulların tatile girmesiyle beraber hiç vakit kaybetmeden anneannem ve dedemle beraber Bayramoğlu‘na giderek 2 hafta boyunca Yapı Kredi Bankası Tesisleri‘nde kalırdık. Yılın bu ilk tatili benim için hep özel olmuştur, Bayramoğlu‘na gitmeyi heyecanla beklemişimdir.

Belki de bu yüzden, seneler sonra (sanırım 18 sene sonra) yine Bayramoğlu yollarına düşünce aynı heyecanı hissettim. :)

Geçen süre içerisinde Bayramoğlu gerçekten çok değişmiş. Çok sayıda otel açıldığı gibi, yeni otel inşaatları da devam ediyor. Villa tipi eski evlerin bir kısmı ise apartmana dönüşmüş.

Ancak YKB Bayramoğlu Tesisleri‘nin olduğu bölüm neredeyse hiç değişmemiş. Veya değişmiş olsa bile ben değiştiğini görmek istememiş olabilirim.

Yine aynı heyecanla girdiğim tesiste bir anda çocukluk hatıralarıma geri döndüm. Tesisin gezdiğim her bölümünde ayrı bir hatıra aklıma geldi. Eşime büyük bir heyecanla bu hatıraları anlatırken, fiziksel olarak yanımızda olmasa da, ruhen her zaman yanımızda olduğunu bildiğim rahmetli dedemi de anmış olduk.

Sohbet ederken birden aklımıza bir fikir geldi. Hazır Bayramoğlu‘ndayken tesise arabayla yaklaşık 5 dakika mesafedeki Darıca Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi‘ne gitmek :)

Yurtdışına seyahat edenler bilirler, Avrupa ve Amerika’nın belli başlı şehirlerinde mutlaka bir hayvanat bahçesi vardır. İstanbul’da seneler önce Gülhane Parkı’nda hayvanat bahçesi vardı ancak daha sonra kapanmıştı.

Senelerdir duyduğumuz Darıca Hayvanat Bahçesi’ni görmek bugünlere kısmetmiş.

Darıca, 200 çeşide yakın ve 2.000 adedin üzerinde hayvan nüfusu ile ülkemizin en çok türe sahip hayvanat bahçesi. Buna ek olarak 250 bitki türüyle aynı zamanda önemli bir botanik parkı. Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği (EAZA) üyesi olan bu hayvanat bahçesinde 2 saati aşkın bir süre vakit geçirdik ve inanın nasıl geçtiğini anlamadık. Çok eğlendiğimizi söylemeden geçemeyeceğim. :)

Buna karşın Darıca Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi’nin ciddi anlamda sponsorluk desteğine ihtiyacı var. Hayvanların toplam aylık yiyecek masrafı 122.407,45 TL tutuyormuş. (En basitinden 1 kaplan günde en az 10 kg. et yiyor.) Ek olarak EAZA üyeliğinin getirdiği bazı renovasyon çalışmaları da yapılıyor. İlerleyen dönemlerde gelecek hayvanları da düşününce böylesine bir tesisin devamlı olabilmesi için destek olunması şart.

Bayramoğlu’nda her yönüyle çok keyifli, nostalji dolu bir gün geçirdik. Zaman zaman geçmişe, hatıralara dönmek insana gerçekten huzur ve enerji veriyor.

Günün özetini anneannemin kameraya söylediği şu sözleriyle yapayım:

“Bayramoğlu’nun güzel bir hatırası olacak bu.” :)

Amsterdam Maceramız HT Tatil’de…

0

Posted on : 04-04-2011 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler

Eşimle beraber 2011 yılındaki gezi maceralarımıza Kuzey’in Venedik’i Amsterdam ile başlamıştık. Hatta gezi sonrası yazılarımı iki bölüm halinde sizinle paylaşmıştım. (I Amsterdam – Bölüm 1 ve I Amsterdam – Bölüm 2)

Ve bu maceramızla HT Tatil ekinin yeni sayısında yer alıyoruz. :) Gazetede çıkan yazımızı aşağıda bulabilirsiniz. (HT Tatil web sitesinde de burada yazımız yer alıyor.)

Gezilere ve keşiflere 2011 yılında da son hız devam edeceğiz.

Bizi izlemeye devam edin. :)

2011 Yaz Tatili Rotaları

2

Posted on : 31-03-2011 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler

Yazımın başlığını okuyunca “Daha bahara yeni başlıyoruz, yaz tatili nereden çıktı?” diye sorabilirsiniz.

Malum zaman çabuk geçiyor. Bugün, yarın derken bir anda bakarsınız yaz ayları gelir, son dakika organize olmak için stres yaşarsınız. Hazır erken rezervasyon dönemi başlamışken yaz tatili planlarını yapmaya başlamakta fayda var.

Daha önce burada 2011 yılında popüler olacağını düşündüğüm seyahat duraklarını paylaşmıştım.

Bu yaz, Şeker Bayramı öncesi veya sonrasında alınabilecek bir izinle, uzun bir tatil yaratma imkanı var. Bu süre içerisinde, genel yaz tatili rotalarına alternatif olabileceğini düşündüğüm birkaç rotayı paylaşmak isterim.

Portekiz Turu & Madeira: Portekiz, Avrupa’da çok merak ettiğim ülkelerden biri. Avrupa ile Güney Amerika kültürlerinin ilginç bir karması olduğunu düşünüyorum. Denize girmek (Madeira), değişik şehirleri keşfetmek (Lizbon,Porto) ve tarihi yerleri (Fatima) ziyaret etmek adına ilginç bir tercih olabilir. Özellikle Madeira adasıyla ilgili olumlu yorumlar okuyorum.

San Diego – California: San Diego, Amerika’da ilk gittiğim şehirdi. California denilince akla hemen Los Angeles ve San Francisco gelir. Bu büyüleyici iki şehrin yanına San Diego’yu da mutlaka eklemek lazım. Coronado, Balboa Park, La Jolla, San Diego Zoo ve SeaWorld San Diego aklıma ilk gelen yerler. Hatta isterseniz 5 saatlik bir araba yolculuğuyla Las Vegas’a da gidebilirsiniz. Veya araba kiralamışken San Diego’dan San Francisco’ya kadar olan California sahilini gezebilirsiniz.
(P.S: Las Vegas maceralarımı ayrıca paylaşırım. Bence herkesin hayatında mutlaka görmesi gereken bir yerdir.)

Mauritius: Mauritius, Türkiye’den vize istemeyen ülkelerden biri. “Hint Okyanusu Yıldızı” diye tanımlanan bu güzel adaya Emirates havayollarıyla Dubai aktarmalı gidilebiliyor. Şöyle tropik bir sahilde uzanayım, elimde güzel bir kitap olsun, bir yandan da kokteylimi yudumlayayım derseniz güzel bir tercih olabilir. Tamamen zihninizi boşaltıp, yeniden şarj olmuş bir şekilde tatilden dönebilirsiniz. :)

İtiraf edeyim bu yazıyı yazarken tatili çok özlediğimi fark ettim. Tatili düşünmek, planlarını yapmak, gidilebilecek rotaları belirlemek bile insanın motivasyonunu arttırıyor. Gerçekten tatil gibisi yok. :)

“Bütün dünya buna inansa, hayat TATİL olsa” diyerek yazımı noktalayayım. :)

2011 yılı yaz tatilinizin en güzel şekilde geçmesi dileklerimle…