Tatile gittim, geleceğim…

2

Posted on : 11-11-2010 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler, Havadan Sudan

Malum 2010 yılının son ve uzun tatilini yakalamışken gezmeden duramadım. :)

Muhtemelen siz bu yazıyı okurken hazırlıklarımı tamamlamış ve yollara düşmüş olacağım.

Bu sırada tatile çıkacak olanlara iyi tatiller ve herkese şimdiden iyi bayramlar. :)

21 Kasım Pazar günü tekrar görüşmek üzere!

Sıradaki şarkı konsepte uygun olarak Madonna‘dan geliyor: “Holidayyyy, Celebrateee!” ;)

Auto Show 2010 izlenimleri

0

Posted on : 31-10-2010 | By : Çağdaş | In : Havadan Sudan, Sosyalleşmek

Auto Show’a en son 1999 yılında üniversiteye yeni başladığımda gitmiştim.

Üzerinden çok zaman geçmiş…

Artık bizim emektarı da değiştirme vakti geldiği için bu sene Auto Show’un yolunu tuttuk.

(P.S: Bu noktada sponsorum sevgili Bülent Önen’e de selamlarımı iletirim :) )

Fuarın ilk gününde açılışla beraber kendimizi içeri attık. Fuara gidecek olanların kesinlikle sabah erken saatlerde gitmesini öneriyorum. İlerleyen saatlerde kapıda ciddi yığılma oluyor.

Fuara özellikle 3 tane modeli görmek için gitmiştim. Volkswagen Yeni Jetta, Nissan Juke ve Alfa Romeo Giulietta.

Volkswagen Yeni Jetta, eski kasasına göre daha klas bir görüntüye sahip olmuş. Yeni kasayla Jetta’nın yuvarlak olan hatları biraz daha keskin hale getirilmiş. Özellikle önden bakıldığında Audi’yi anımsatan bir görüntüsü var. İçinin ne kadar geniş olduğunu anlatmama sanırım gerek yok. Hem prestij hem de aile arabası olarak rahatlıkla kullanılabilir.Yeni Jetta’nın Aralık ayı içerisinde satışa sunulması bekleniyor. Şu anda mevcut Jetta’larda bir kampanya var ama kesinlikle Yeni Jetta’yı beklemekte fayda var.

Nissan Juke, uzun süredir merak ettiğim bir arabaydı. Sonunda Auto Show’da görme şansını buldum. Tasarımı farklı bir araç olmasına rağmen özellikle arka bölümünün çok dar ve bagajının da çok küçük olduğunu belirtmem lazım. Aracın tavan yüksekliği arkaya doğru eğimli olarak indiği için arkada oturanlar biraz rahatsızlık hissedebilir. Nissan Juke üniversiteye yeni başlayan gençlere alınabilecek ideal bir araba bence. Aile arabası veya uzun yolculuklarda çok ideal olabileceğini düşünmüyorum. Ama reklamındaki gibi haylaz bir görüntüsü var. :)

Alfa Romeo Giulietta tam anlamıyla tarz bir araba. Hatchback olmasına rağmen arka bölümünde rahatlıkla 2 kişi oturabilir. Aynı şekilde bagaj hacmi Nissan Juke’a kıyasla daha geniş. Teknik özelliklere girmiyorum ama 1.4 motor ve 170 hp olan modeli hiç fena değil :) Alfa Romeo’ların gerçekten kendilerine has bir havası olduğunu söylemem lazım. Aynı reklamlarında söylediği gibi: “Ruhumuz olmadan hepimiz birer makinayız.”

Fuarda istemeden de olsa Hyundai standına da uğradım. Hatırlıyorum da henüz ilkokuldayken Doğan görünümlü Şahin bir arabamız vardı. Zaman zaman sürücü koltuğuna oturup oyun oynardım. Koltuğu boyuma göre ayarladıktan sonra dış dikiz aynalarının ayarlarını çubukla yapardım. 2011 model Accent’lerde de bu mekanizmayı görünce hem nostalji oldu hem de Hyundai’ler için “2000’lerin Şahin’i” diyen taksici arkadaşın kulağını çınlattım.

Porsche, Jaguar, Lamborghini ve Ferrari standlarını anlatmıyorum, Sayısal Loto’dan büyük ikramiyeyi kazandıktan sonra illaki bir tanesinden alırım. O zaman deneyimlerimi yazmam daha iyi olur. :)

Sevgiler…

NOT: Auto Show 2011′de iki günde 4 adet Ferrari satılmış. Bir tanesi benim satın aldığım iddiaları tamamen asılsızdır. :) :)

Turizmde Kısır Döngüler

0

Posted on : 20-09-2010 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler, Havadan Sudan

Esasında bu yazıyı yazmama CNN Türk – 5N1K programında Allianoi ile ilgili tartışma sebep oldu.

Allianoi hakkındaki son dönemdeki tartışmaları takip ediyorsunuzdur. İ.Ö 2.yüzyılda sağlık tanrısı Asklepios’a adanmış ve Roma döneminde şifa arayan insanlar için bir sağlık merkezi Allianoi. Ancak yapılmakta olan baraj gövdesi ve çevre bağlantılarını sağlayacak yol yapımıyla beraber bu önemli merkez sular altında kalacak.

Ukalalık yapmak istemem ama kendimce iyi bir gezginimdir. Kuzey Amerika ve Avrupa kıtasında çok sayıda ülkeyi gezme şansım oldu ve bu ülkelerde tarihe verilen önemin ne kadar fazla olduğunu bizzat gözlemledim. Avrupa şehirleri tarih açısından çok zengindir ve tarihi yapılar büyük bir özenle korunur. Kuzey Amerika ülkelerinde ise tarihi yapı neredeyse yoktur, ellerinde olan az sayıda eseri de inanılmaz şekilde pazarlarlar. Emin olun ülkemizde bu ülkelerdekinden daha fazla tarih var. Nedense tarihi bir türlü sevemiyoruz, tarihi eserleri korumak bir yana yok etmek konusunda çaba sarf ediyoruz.

Tarihe meraklı ve bu uğurda para harcamaktan çekinmeyen turist kitlesine rağmen Türkiye’yi halen dansöz, kebap ve havuz başı animasyon çerçevesinde tanıtıyoruz. Bunun üzerine kendi vatandaşlarına turistlerden daha pahalı oda satan turizm anlayışını ekleyince garip bir kısır döngü içerisine giriyoruz. Sonra da gelen turistlerin ülke ekonomisine yeterince katkı yapmadıklarından dem vuruyoruz.

2 noktada sorunumuz var:

- Senelerdir ultra her şey dahil ve ucuz tatil konumlandırmasıyla turizmden gelir sağladık. Ancak bu gelir modeli ömrünü tamamladı. Gelen turistler şehre bile inmez oldu. Senelerin getirdiği alışkanlıkla bu modelden vazgeçemiyoruz.

- Tarih bilincimiz çok zayıf. Uzaklara gitmeyelim İstanbul’da bile inanılmaz sayıda tarihi eser var, hatta metro inşaatı kazısında Bizans dönemine ait en eski limanlardan birinin kalıntıları bulundu. National Geographic inanın bu konuyu bizden daha fazla işledi. Bu noktada tarih bilincimizin zayıf olmasını eğitim sistemimizdeki ezberciliğe bağlıyorum. Tarihi sevdirerek anlatmadığımız için bu konulara ilgi duymuyoruz.

Ülkemizin artık daha sofistike ve tarihi zenginliğe dayalı bir konumlandırmayla tanıtılmasını hayal ediyorum. Christian Jacq‘nün yazdığı kitaplara Mısır’a sağladığı katkıyı düşününce bizim de farklı bakış açılarını yakalamamız lazım. Turizm açısından önemli rakiplerimizden Yunanistan ekonomik krizle uğraşırken doğru bir konumlandırmayla çok daha kaliteli bir turist kitlesini çekebiliriz. Tabi Allianoi gibi değerlerimizi kaybetmeyerek…

Nerede kalmıştık?

0

Posted on : 22-08-2010 | By : Çağdaş | In : Havadan Sudan

Yaklaşık 9 gün süren ve her anıyla dolu dolu geçen tatil sonrası “Nerede kalmıştık?” diyerek paylaşımlarıma tekrar başlıyorum.

Beni izlemeye devam edin :)

Tatil arası…

0

Posted on : 13-08-2010 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler, Havadan Sudan

Ve beklenen an geldi, tatil başlıyor. :)

İnanın tatili çok özlemiştim ve açıkçası çocuksu bir heyecan içindeyim.

Deniz,kum, güneş ve en önemlisi yeni yerleri keşfedeceğimiz bir tatil olacak.

Dönüşte izlenimlerimi sizinle paylaşacağım.

22 Ağustos’a kadar küçük bir ara veriyorum, tatil sonrası görüşmek üzere :)

Inception – Gerçek dünya ve Galatasaray üzerine…

0

Posted on : 02-08-2010 | By : Çağdaş | In : Havadan Sudan

Haftasonu Leonardo Di Caprio’nun son filmi Inception’ı izledim. Son zamanlarda izlediğim en iyi filmdi hatta Matrix’ten çok daha iyi olduğunu kesinlikle söyleyebilirim.

Bu filmin sonrasında aklıma Galatasaray’ın durumu geldi.

Ne alakası var demeyin, son OFK Belgrad maçını tribünden izlemiş biri olarak ciddi anlamda hayal kırıklığına uğradım. Bunun etkisiyle de sorunun ne olduğunu düşündüm durdum.

Rijkaard’ın gelişiyle birlikte Galatasaray’da herkes bir rüyaya kapıldı. Hayallerin sınırı olmadığı için hep beraber uçtuk.  Mesela takımda defanstan top çıkarmayı bilmeyen futbolcularımıza rağmen (onlar kendilerini bilirler :) ) Avrupa Ligi’nde finallere çıkmayı, sezon sonunda şampiyon olmayı vs..düşledik.

Bir anlamda Inception filmindeki gibi kendi kurduğumuz hayal dünyasında yaşamaya devam ettik.

Ta ki son OFK maçıyla beraber gerçek dünyaya dönene kadar.

Bence bu beraberlik herkesin silkinip kendine gelmesi – bir anlamda gerçek dünyaya dönmesi – adına çok iyi oldu. Şu anda gerçek dünyada gözümüzü açtık ve umarım sezon başlamadan hızlı bir şekilde toparlanacağız. Buna inanmak istiyorum.

Tabi eğer rüya içinde bir rüya yoksa :)

Sevgiler…

P.S: Inception’dan Hans Zimmer’in “Dream is collapsing” şarkısını da buradan dinleyebilirsiniz.

Zaman çabuk geçiyor…

0

Posted on : 22-07-2010 | By : Çağdaş | In : Havadan Sudan

“Zaman çabuk geçiyor.” sözü eskiden çok klişe gelirdi.

Ama insan, yaşı ilerledikçe bu sözün ne kadar doğru olduğunu daha iyi anlıyor.

Perşembe akşamını müzik dinlerken bir yandan eski albümlere bakarak geçiriyordum.

Daha dün gibi gelen birçok resmin üzerinden aslında o kadar çok zaman geçmiş ki…

Üniversite yılları, eşimle ilk buluşmalarımıza ait resimler, Leo aktivitelerimiz, mezuniyet, askerlik, evlilik, balayı, geçen seneki tatillerimiz…Liste böyle uzayıp gidiyor.

Garip bir hüzün kapladı içimi, neden bilmiyorum…

Belki de rahmetli dedemin fotoğraflarına denk gelmem biraz da hüznümü tetikledi. :(

Aramızdan ayrılmasının üzerinden 5.5 ay geçmiş. Geçen sene bu zamanlar şu anda yazıyı yazdığım masanın karşısındaki koltuktaki bir resmine takıldım. Aklıma 1 sene sonra aramızda olmayacağı gelmezdi. Her zaman kalbimdesin dedecim…

Hüzünlü havayı dağıtmak adına zayıf ve fit resimlerime bakarken “Bir zamanlar fırtınalar estirirdim” çalması da manidar oldu. Media Player bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor olmalı. :)

Zaman çabuk geçiyor olsa da belli dönemlerde kendimizi bu hızlı akıştan çekerek dinginliğe bırakmamız iyi geliyor.

Sizi Levitation’dan şu güzel şarkıyla baş başa bırakmak istiyorum. Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. :)

Şimdiden iyi haftasonları…