Keşiflere devam…

0

Posted on : 02-08-2011 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler

1 haftalık tatilimizi bitirerek, normal yaşantımıza geri döndük.

“Tatilin nasıl geçti?” diye soranlar için gerçekten keyifli bir tatil geçirdiğimizi söylemem lazım.

Yeni yerleri, kültürleri keşfettiğimiz tatilimizde bu sefer, İspanya’nın güneyine Endülüs‘e indik.

Madrid’den başlayarak sırasıyla Toledo, Jaen, Granada, Cordoba ve Sevilla rotasını izledik.

Takip edecek yazılarımda her şehir için detaylara ineceğim ama İspanya’nın bu bölgesinin, Barcelona ve çevresinden çok farklı olduğunu söylemem lazım. (Mesela Barcelona’yı İstanbul’a benzetirsek, Madrid kesinlikle Ankara.)

Ayrıca siesta kavramını da bu bölgede fazlasıyla gözlemliyorsunuz. :)

Her tatil yazısı sonrası olduğu gibi bu noktada kendimize şunu soralım:

Bir sonraki tatilde ne yapıyoruz? :)

Keşiflerden söz etmişken, yazımı büyük kaşif Kristof Kolomb‘un Sevilla Katedrali’nde bulunan mezarında çektirdiğim fotoğrafla bitirmek isterim.

Beni izlemeye devam edin :)

Tatil gelir, hoş gelir…

0

Posted on : 21-07-2011 | By : Çağdaş | In : Geziler & Keşifler

“Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler…”

Ünlü şair Pablo Neruda “Yavaşça ölür onlar” şiirine yukarıdaki dizeyle başlar.

Seyahat eden ve farklı dünyaları keşfeden insan kesinlikle daha da özgürleştiğini hisseder. Bu özgürlük kişiye dinamizm ve yaşam enerjisi getirir.

Ben de bu noktadan hareketle, her tatil fırsatında seyahat etmeye çalışırım.

Hazır yaz ayları gelmişken, yine bir tatil arası vereyim dedim. Malum daha gezilecek, görülecek çok yerler var. :)

Dönüşte yine yeni paylaşımlarla görüşmek üzere derken hepinize “İyi Tatiller” diliyorum. :)

Sevgiler…


(Görseller, Stock.XCHNG sitesinden alınmıştır.)

Bayramoğlu ve Hayvanat Bahçesi Macerası

0

Posted on : 17-07-2011 | By : Çağdaş | In : Ailem, Geziler & Keşifler

Bayramoğlu‘nun çocukluk anılarımda önemli bir yeri vardır.

Okulların tatile girmesiyle beraber hiç vakit kaybetmeden anneannem ve dedemle beraber Bayramoğlu‘na giderek 2 hafta boyunca Yapı Kredi Bankası Tesisleri‘nde kalırdık. Yılın bu ilk tatili benim için hep özel olmuştur, Bayramoğlu‘na gitmeyi heyecanla beklemişimdir.

Belki de bu yüzden, seneler sonra (sanırım 18 sene sonra) yine Bayramoğlu yollarına düşünce aynı heyecanı hissettim. :)

Geçen süre içerisinde Bayramoğlu gerçekten çok değişmiş. Çok sayıda otel açıldığı gibi, yeni otel inşaatları da devam ediyor. Villa tipi eski evlerin bir kısmı ise apartmana dönüşmüş.

Ancak YKB Bayramoğlu Tesisleri‘nin olduğu bölüm neredeyse hiç değişmemiş. Veya değişmiş olsa bile ben değiştiğini görmek istememiş olabilirim.

Yine aynı heyecanla girdiğim tesiste bir anda çocukluk hatıralarıma geri döndüm. Tesisin gezdiğim her bölümünde ayrı bir hatıra aklıma geldi. Eşime büyük bir heyecanla bu hatıraları anlatırken, fiziksel olarak yanımızda olmasa da, ruhen her zaman yanımızda olduğunu bildiğim rahmetli dedemi de anmış olduk.

Sohbet ederken birden aklımıza bir fikir geldi. Hazır Bayramoğlu‘ndayken tesise arabayla yaklaşık 5 dakika mesafedeki Darıca Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi‘ne gitmek :)

Yurtdışına seyahat edenler bilirler, Avrupa ve Amerika’nın belli başlı şehirlerinde mutlaka bir hayvanat bahçesi vardır. İstanbul’da seneler önce Gülhane Parkı’nda hayvanat bahçesi vardı ancak daha sonra kapanmıştı.

Senelerdir duyduğumuz Darıca Hayvanat Bahçesi’ni görmek bugünlere kısmetmiş.

Darıca, 200 çeşide yakın ve 2.000 adedin üzerinde hayvan nüfusu ile ülkemizin en çok türe sahip hayvanat bahçesi. Buna ek olarak 250 bitki türüyle aynı zamanda önemli bir botanik parkı. Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği (EAZA) üyesi olan bu hayvanat bahçesinde 2 saati aşkın bir süre vakit geçirdik ve inanın nasıl geçtiğini anlamadık. Çok eğlendiğimizi söylemeden geçemeyeceğim. :)

Buna karşın Darıca Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi’nin ciddi anlamda sponsorluk desteğine ihtiyacı var. Hayvanların toplam aylık yiyecek masrafı 122.407,45 TL tutuyormuş. (En basitinden 1 kaplan günde en az 10 kg. et yiyor.) Ek olarak EAZA üyeliğinin getirdiği bazı renovasyon çalışmaları da yapılıyor. İlerleyen dönemlerde gelecek hayvanları da düşününce böylesine bir tesisin devamlı olabilmesi için destek olunması şart.

Bayramoğlu’nda her yönüyle çok keyifli, nostalji dolu bir gün geçirdik. Zaman zaman geçmişe, hatıralara dönmek insana gerçekten huzur ve enerji veriyor.

Günün özetini anneannemin kameraya söylediği şu sözleriyle yapayım:

“Bayramoğlu’nun güzel bir hatırası olacak bu.” :)

Pizzanın Yeni Adresi

0

Posted on : 30-06-2011 | By : Çağdaş | In : Sosyalleşmek

Haziran ayı, etkinlikler açısından önemli bir aydır.

Babalar Günü, babamın doğum günü, eşimin doğum günü ve eşimle ilk buluşmamızın yıldönümü… Liste böyle uzayıp gider.

Bende eşimin doğum gününü fırsat bilerek kendisine yakın arkadaşlarımızla bir sürpriz hazırladım. Mekan olarak seçimim ise Sıraselviler’deki Pizzeria Trio oldu. Pizzayı çok seven biri olarak son dönemlerdeki en lezzetli pizzayı burada yediğimi söylemem lazım.

Biz gittiğimizde müşteri profili ağırlıklı olarak yabancı misafirlerden oluşuyordu. Bunun üzerine mekanın sevimli ambiyansını da ekleyince kendimizi bir an için İtalya’da pizza yiyor gibi hissettik desem abartmış olmam. :)

Pizzeria Trio’da pizzalar özel olarak ince hamur olacak şekilde taş fırında yapılıyor. Gerek başlangıçlar, gerekse salatalar çok başarılı gözüküyor. Eğer yolunuz düşerse dana carpaccio ile başlayıp, takiben güzel bir pizza ve yanında Piccini bölgesinden bir kadeh kırmızı şarap ile geceye devam etmenizi öneririm. Yemek sonrası tiramisu yemeyi de unutmayın. :)

Mekan çok fazla büyük olmadığı için öncesinde rezervasyon yaptırmanız gerekebilir. Eğer masalar doluysa, bazı mekanlar gibi müşterileri bekletmek yerine “Bu akşam doluyuz” denilmesi çok hoşuma gitti. Böylece yemeği rahat rahat yiyorsunuz, başınızda kalkmanızı bekleyen müşteriler veya garsonlar olmuyor.

Özetle İstanbul’da butik bir restoranda güzel bir pizza yemek isterseniz yeni adresiniz olarak Pizzeria Trio’yu kaydetmenizi öneriyorum. :)

Bon Appétit ;)

(Görsel, Pizzeria Trio web sitesinden alınmıştır.)

Bi’ Büyük Blog

0

Posted on : 13-06-2011 | By : Çağdaş | In : Havadan Sudan

Bende blog sayfamla Bi’ Büyük Blog’a destek veriyorum. :)

Bi' Büyük Blog

Yeni Başlangıçlar Ayı

0

Posted on : 05-06-2011 | By : Çağdaş | In : Havadan Sudan

Nisan, Mayıs derken Haziran ayına da başladık.

Yaz sıcakları kendini hissettirmeye başlamışken herkesin enerjisi de yükselmeye başladı.

Yükselen enerji beraberinde çoğunlukla yeni başlangıçlar getirir. Birçok açıdan içinde bulunduğumuz Haziran ayına bakınca, yine yeni başlangıçlar aklıma geldi, birkaç satır yazayım istedim.

Sportif açıdan bakarsak başta Galatasaray ve Milli Takım olmak üzere yeni başlangıçlar olacağı gözüküyor. (Fatih Terim, Hiddink, yeni transferler vb…)

Ülkemiz açısından bakarsak 12 Haziran’da çok önemli bir seçime gireceğiz. Sonrasında yeni bir başlangıç yapılacağı aşikar. (Bu noktada lütfen seçim günü sandığa giderek oyunuzu kullanın. Bu herşeyden önce vatandaşlık görevinizdir.)

Kendi açımdan bakarsam, mevcut kariyer yolculuğumda yeni bir yola sapıyorum. Reklam sektöründe başlayıp, IT sektöründe devam eden kariyerime artık INTERNET alanında devam edeceğim. Yeni kariyer detaylarımı güncellenecek olan Linkedin profilimden takip edebilirsiniz. Şimdilik fazla ipucu vermeyeyim :)

Yaşam maratonunda yeni başlangıçların her zaman yeni enerjisi olur. Bu enerji insana güç verirken, yaşamış olduğu üzücü olayların da üstesinden gelmesini sağlar. Zaten önemli olan ayağa kalkıp yeniden başlayabilmek değil midir?

İşte Haziran ayıyla beraber yaşam maratonunun yeni etabı için başlangıç çizgisinde yerimizi aldık. Haziran ayının getireceği bu enerjiyle beraber 2011 yılınının kalan yarısının en iyi şekilde tamamlanması dileklerimle sizi yazının anlamına uyacak bir şarkıyla başbaşa bırakayım :) Bu şarkının 1993 Haziran ayında yayınlanan albümde yer alması da sanırım ilginç bir tesadüf olsa gerek :)

NOT: Bu yazıyı yazarken gökyüzünde Yeni Ay’ın olması da acaba başka bir tesadüf mü? Ne dersiniz? ;)

Gerçekleri Tarih Yazar…

0

Posted on : 17-05-2011 | By : Çağdaş | In : Sportif

Hayat koşturması içinde bir süredir yazılarıma istemeden ara vermiştim.

Galatasaray’ın unutulmaz UEFA zaferinin 11.yılını kutladığımız bugün paylaşımlarıma kaldığım yerden devam ederek sizlerle buluşuyorum.

Bu yazıyı yazmadan önce o unutulmaz maçın görüntülerini tekrar izledim ve o güne geri gittim. İçimin ürperdiğini ve duygulandığımı itiraf etmem lazım. Kolay değil, tarihin yazıldığı bir ana şahit olmuştum.

Rakiplerin hayallerindeki gördükleri – ve hatta görmeye devam ettikleri – kupaları Türkiye’ye getirdiğin için seninle ne kadar gurur duysak azdır Galatasaray!

Kötü geçen sezonun ardından Ünal Aysal ile yeni bir sayfa açıyoruz. Bu sayfada tarihi yazan ekibin başındaki kişi olan Fatih Terim’in de yer alacağı konuşuluyor. Ünal Aysal’ın yaptığı açıklamalardan kendisinin futbol yönetimine de farklı bir vizyon getireceğini düşünüyorum.

Galatasaray, 4 yıllık bir sürecin sonunda UEFA kupasıyla zirveye çıkmıştı. Yeni yaratılacak sinerjiyle 4 yıllık bir sürecin sonunda bu sefer Şampiyonlar Ligi’ni kaldırarak tarih yazabileceğimize inanıyorum.

Zaten böylesini bir tarihi Galatasaray’dan başka kim yazabilir ki?

(NOT: Görsel Google resim arama sonuçlarından alınmıştır.)